Temsil: Maksat Adı Yaşasın!

Temsil: Maksat Adı Yaşasın!

Neredeyse hemen her alanda süregelen hemen her kavramın, terminolojinin eriyik bir kıvama gelerek bir bulamaç içinde birbiri içine geçiştiği güncel konjonktürde tarihi yapıları “ihya” başlığı altında yürütülen inşaat ekonomisi etkinliklerinin sonuç ürünleri tartışma konusu olmaktan çıkamıyor. Restorasyon adıyla başlayıp rekonstrüksiyona uzanan etkinliklerin kimisi için koruma alanının yerleşik terminolojisi yeterli gelmediğinden yeni terminoloji icat etmek gerekiyor.  İstanbul 2 Numaralı Koruma Kurulu’nun onay verdiği, projesini Natura Mimarlık ve Restorasyon firmasının yaptığı ve Galata Restorasyon ve Mimarlık şirketinin yüklenici olduğu [1] Fındıklı’daki Süheyl Bey Camii işi de böyle bir icadı gerektirecek cinsten [2].

İşin bu dereceye gelmesinde basitçe veri toplama ve işleme ile aktörler arası koordinasyon akışlarında senkronize olmayı sekteye uğratan bir şemanın varlığından söz edilebilir.  2013 yılı ortalarındaki haberlerden takip edilebildiği kadarıyla Meclis’te verilen bir önergeye dönemin hükümet yetkililerinin verdiği cevap şöyle:

“Süheyl Bey Camisi’nin ihyası, tarihsel belgeler, kazı çalışmalarında tespit edilen veriler ve koruma kriterleri göz önünde bulundurularak gerçekleştirilmektedir. Caminin restorasyon projesinde, kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan duvarların korunmasına ve temel duvarları bulunarak yeri tespit edilebilmiş minarenin, özgün malzemeleri ile yeniden yapılarak ayağa kaldırılmasına karar verilmiştir. Ancak, 1957 yılında yapılan yol çalışmaları sebebiyle yıkılan caminin özgün oturum alanının bir kısmı yolda kaldığından özgün halinin tamamıyla yeniden yapılması mümkün olamamış ve camiye ilişkin yeni bir yorum ve tasarım yapma gereksinimi doğmuştur. [3]”

Galata Restorasyon ve Mimarlık şirketindeki yetkililerin aynı dönemde yükselen tartışmalar karşısında yaptığı açıklama ise şöyle:

“Tarihi cami yapıldığı zaman tramvay yoluna kadar gelecekti. O parsele göre küçültülmek istenince de sekizgen olan yapı çok küçük bir cami haline geldi. Tescilli olan bu parsele böyle bir cami yapmaya karar verildi. İşyeri olsa minaresi olur mu? Biz burayı daha işlevsel kullanabilmek için böyle bir cami yaptık. İlk iki katı depo gibi kullanılacak üst iki katı da cemaate ayrılacak. Çalışmalar sırasında ortaya çıkan sarnıç da korunmuş olacak [4]”

Geçtiğimiz günlerde çıkan bir habere göre ise adı geçen kurul üyelerine Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bir soruşturma başlatıldı. Kararda imzası olan kurul üyelerinden “caminin ihyası için arazinin yeterli olmadığını, adının yaşaması için modern görünümlü camiye onay verdiklerini” dile getiren Prof.Dr. Yaşar Çoruhlu’nun yazılı savunmasında ifade ettikleri ise, en hafif tabiriyle, ciddiyetten uzak:

 “Yapı ortada yoktu ve parselin önemli bir bölümünün yola katılması sebebiyle cami yapılması düşünülen alan da küçülmüştü ve buraya camiyi özgün boyutlarıyla sığdırmak imkansız olacaktı. Bu nedenle eldeki veriler, imkanlara göre mevcut alanda tam ve doğru bir rekonstrüksiyon yapılamayacağından, mevcut kalıntıların konservasyonunun yapılarak olduğu gibi korunması, minarenin alt kısmı mevcut olduğundan özgün yerinde inşa edilerek tamamlanması, kalıntılara müdahale edilmeden en azından caminin adının yaşatılması maksadıyla  modern bir cami uygulamasının yapılması kararı alındı ve sonra bununla ilgili getirilen restorasyon projesi adı altındaki uygulama projesi 16.03.2011 tarih ve 4337 sayılı kararla kabul edildi. Bu restorasyon projesi kurulumuzun rölöve projesindeki tescilli kalıntıların konservasyonlarının yapılmasını içermekteydi. Bilimsel bir rekonstrüksiyonun yapılması mümkün olmadığından tamamen  yeni ve çağdaş anlayışla bir caminin inşa edilmesi doğru bir uygulama olmuştur. Restorasyon mevcut bir tarihi yapının zamanla bozulmuş bölümlerinin bilimsel metotlarla aslına göre tamamlanması işidir. Burada zaten bir restorasyon değil mevcut kalıntılara konservasyon uygulaması yapılmıştır, mevcut olmayan cami ise temsili olarak yeniden inşa edilmiştir.”

 

[1] Firma isimleri şu haberden alınmıştır: Behlül Çetinkaya, “İşyeri değil cam cepheli cami”, Yeni Şafak, 04.07.2013.

[2] İsmi geçen firmalara ait güncel herhangi bir resmi sayfa bağlantısı bulunmuyor.

[3] Ümit Erdem, “Yorum Gerekti”, Hürriyet, 22.07.2013.

[4] Behlül Çetinkaya [1].

[5] Ömer Erbil, “Minareli AVM’ye Soruşturma: Maksat Adı Yaşasın!”, Radikal, 11.03.2015.

 

sbc2

® Murat Kıyıcı

® Burak Altınışık

 

 

Yazar

7 Ocak 1972 İstanbul doğumlu. Sırasıyla, 1990-1995 yılları arasında Dokuz Eylül Üniversitesi'nde mimarlık lisans, 1995-1998 yılları arasında Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde yüksek lisans, 2007-2013 yılları arasında Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Tarihi ve Kuramı Programı'nda doktora eğitimini tamamladı. Tarih ve kuram odaklı düşünme ve yazma denemelerini farklı zeminlerde sürdürüyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir