Narmanlı Han ve Bir Mimarın Neoliberal Yüzü

Narmanlı Han ve Bir Mimarın Neoliberal Yüzü

Varlığı ile Cadde-i Kebir zamanlarından bu yana mekânsal oluşum tarihini işaretleyen önemli yapılardan biri olarak son yirmi yıldır gayrimenkul yatırımı girişimlerinin basıncı altındaki Narmanlı Han tartışmaları restorasyon adı altında yürütülen çalışmaların 19 Ocak 2016 gecesi ansızın başlamasıyla yeniden alevlendi. Tartışmaların kamuoyunda görünür tarafları Beyoğlu Kent Savunması ile projenin sahibi mimar Sinan Genim. İki tarafın çeşitli haber yayınlarına yansıyan talep ve ifadeleri kabaca şöyle: Beyoğlu Kent Savunması “Beyoğlu’nda ısrarcı olmak” olarak tanımladığı kamusal alanların özel mülk sıfatıyla kapatılmasına ve İstanbul kent mekanını tanımlayan sosyo-kültürel tarihin maddi izlerinin silinmesine karşı direnmek. Projenin mimarı  Sinan Genim’in 27 Şubat 2015 tarihinde verdiği demeçte öne çıkan önermesi şöyleydi: “Piyasa koşulları neyi gerektiriyorsa o yapılacak!” Söz konusu ifade bir bakıma Genim’in meseleye katılışının işlevsel çerçevesini de özetliyor: “kültürel mirasın piyasa mantığı ile dönüştürülmesi”. Genim’in gazete röportajlarına yansıyan sözleri neredeyse her seferinde bu özetin altını çizerek koyulaştırıyor. Projesinin tanımlamasını “şık lokantalar, dükkanlar ve kafeler” üzerinden anlatmayı tercih eden Genim’in geri kalan sözleri, ağırlıklı olarak tartışmalı konularda son yıllarda giderek vasat haline gelen üstten bakan, azarlayan, küçümseyen, itham eden, itibarsızlaştırıcı hamasete bitişik nizam duran bir potpuriden ibaret: “Bu kadar cehalet ancak tahsille olur…Zaten akıllı olsalar gelip konuşurlar…Bunlar her yeni atılıma karşı çıkan insanlar. Çünkü yeni atılım yapacak, buna katılacak enerjileri yok, her şeyin olduğu gibi kalmasını istiyorlar.”

Genim’in yayınlanan son röportajında “şimdi benim orada yaptığım her şey yasal, kanunlara uygun ve açık” çıkışı meşruiyet zeminlerinin kırılganlığı söz konusu olduğunda devreye sokulan ve bir tür telafi mekanizması refleksinin retorik ambalajı olarak değerlendirilebilir. Meşruiyetin kırılganlığını ise Genim’in geçen yıldan bu yana ara ara basın aracılığıyla kamuoyuna yansıyan demeçlerin üslup ve içeriğinden takip etmek mümkün. Sarfedilen kelimeler belirli aralıklarla bir şekilde artan tansiyonu kısmen yatıştırmaya, prosedürel süreçlerin tıkanmasının önünü almaya yönelik olduğunu düşündürecek biçimde yanyana geldikleri anda şüphe uyandırıcı tutarsızlıklara kolayca savrulabiliyor. “Olduğu gibi binayı restore edeceğiz” ile başlanan bir cümle “biraz modernleştireceğiz” gibi bir ifadeyle sonlandırılabiliyor. Projenin öngörü çerçevesine dair söylenenler, konunun kentsel yaşantıyı hangi değer sistemine endekslediğinin ipuçlarını taşıyor: “Kaliteli dükkanlara bakacağız. Galeri tarzı, sanat kurumları tarzı bir şey yapmak istiyoruz. Sanatsal ağırlıklı dükkanlar olacak. Ama tabii bunlar arz talep meselesi.” Biraz öncesinde “olduğu gibi” restore edileceği söylenen yapının biraz sonrasında sadece dış duvarlarının korunacağı, tamamen yıkık durumda olduğu söylenen içerisinin takviye edilip “toparlanacağı” rahatlıkla dillendirilebiliyor.

Sivil girişimlerin Genim’in Narmanlı Han projesini Beyoğlu’nda tartışmalı biçimlerde gerçekleştirilen mutenalaştırma girişimlerinden biri olacağı eleştirileri karşısında ilk tavrı mutenalaştırmayı her şeyin bir fiyatı olduğu bahsiyle koşullar dahilinde hareketlenme ve  piyasa şartlarında beliren bir arz ve talep dengesi olarak ifade eden Genim, yakın zamanlı demeçlerinde kulağı daha az tırmaladığını düşündüğü biçimiyle “Fransa’da da örnekleri görünen avludan girişi olan ve orta sınıfa hitap eden mekanlar olacak” şeklinde revize etmiş görünüyor.  Daha önceleri keskin bir özgüvenle ifade edilen özel bir mülkün nasıl kamusal alan olabileceğine yönelik hayretin ise “Narmanlı Han’a ilişkin kararı, kullanan insanlar, İstanbullular verecek” ifadesiyle kamusallık tartışmalarında popülist bir saf tutma denemesi olduğu söylenebilir.

İnşaatın artık başlamış olmasıyla, proje hakkında oluşabilecek endişe ve ürküntüyü engellemeye yönelik söz üretme baskısı ortadan kalkmışa benziyor. Örneğin, restorasyon ifadesinin röportajdan röportaja değişen içeriği artık daha çekincesiz ifadelerle kamuoyuna aktarılabiliyor: “Biz dış cephesini koruyoruz binanın çünkü plan özelliği açısından içeride korunması gerekli bir mekan yok.” Denebilir ki, kuramsal düşünce açısından terk edilen bir yöntem olması bir yana, bu zamana kadar “biraz restorasyon, biraz modernleştirme” olarak lanse edilen inşaat etkinliğinin sermayenin kar taleplerini merkezine alan mekan ve donanım güncelleme işi olduğu, tarihsel-kültürel muhtevanın da bu güncelleme işinin çeşitli markalara cazibe yaratmak için bir pazarlama vitrini olduğu bir kez daha anlaşılmış oldu. Vitrine yerleştirilen kültürel muhtevaya yönelen tahrifat sadece fiziksel mekanla sınırlı da değil: “Daha Tanpınar’ın kaldığı yerin hangi oda olduğu belli değil. Burada ortak tuvaleti olan altı metrekarelik odalar var. Tanpınar ve Bedri Rahmi’nin ekonomik zorluklardan dolayı kaldıkları bu yerleri teşhir etmek istesek, bu ülkenin vaktiyle onları nasıl burada yaşadıklarını gösteren utanç verici bir şey olur. Ama hatıralarını yaşatacağız. Plaketleri olacak, övünç duyucu olacak.” Görülüyor ki sergilenen “restorasyon” etkinliği, maddi müdahalelerle birlikte tarihsel olayların, yaşanmışlıkların da aklanıp paklanıp, pırıl pırıl, kuşe kağıtlarda, pirinç levhalarda “prezantabl” kılınmasını da içeriyor.

“Vatandaşın ödediği vergiyle bazılarının kaprislerinin ve hülyalarının yerine getirilmesine karşıyım” biçiminde ortaya koyduğu kamusallık karşıtlığını “öndeki dükkânlar hariç diğerleri dışa açılmıyor, çünkü ben bu mekânın içi yaşasın istiyorum” gibi kendince mekansal ve kentsel bir duyarlılık kırıntısıyla tadil eden Genim’in demeçlerini zorbalık olarak değerlendiren Beyoğlu Kent Savunması, “tüm şehrin ve şehirlilerin kent hakkını yüceltiyor, bu zorbalığın karşısına her birimizin Narmanlı’nın avlusunda çay içebilme hakkımızı koyuyoruz” diyor.

Yavaşlığına rağmen hukuksal süreçlerin bir şekilde yürüdüğü söyleniyor. Bir yandan da çeşitli protestolar sürüyor. Olaylar ise şimdilik Genim’in çizdiği güzergahlarda ilerliyor görünüyor.

Pervititch haritalarında Narmanlı Han

Pervititch haritalarında Narmanlı Han

Suat Nirven haritalarında Narmanlı Han

Suat Nirven haritalarında Narmanlı Han

Sinan Genim'in projesine göre Narmanlı Han

Sinan Genim’in projesine göre Narmanlı Han

 

Metne kaynak olan yayınlar:

Narmanlı Han’ın Akıbetini Mimarı Açıkladı

Restorasyona ajitasyon engeli

Bu Kadar Cehalet Ancak Tahsille Olur

Narmanlı Han’ın özel mülkiyetle imtihanı bitmiyor

Beyoğlu Kent Savunması’ndan Narmanlı Han Açıklaması

Kent ve Yaşam Narmanlı Han Özel

Yazar

7 Ocak 1972 İstanbul doğumlu. Sırasıyla, 1990-1995 yılları arasında Dokuz Eylül Üniversitesi'nde mimarlık lisans, 1995-1998 yılları arasında Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde yüksek lisans, 2007-2013 yılları arasında Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Tarihi ve Kuramı Programı'nda doktora eğitimini tamamladı. Tarih ve kuram odaklı düşünme ve yazma denemelerini farklı zeminlerde sürdürüyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir