Mimarlar Göçmenler İçin Ne Yapabilir?

Mimarlar Göçmenler İçin Ne Yapabilir?

Geçtiğimiz günlerde Paris’e ve Paris üzerinden çağrıştırdığı her türlü özgürleştirici düşünceyi doğrudan ve mekânsal anlamda hedef alarak, kilitleyerek tehdit eden şiddet yüklü saldırılar kentsel ve kamusal hayata olan bağı sarsmaya yönelikti. Paris’e coğrafik anlamda yakın veya uzak, kentsel ve kamusal gündelik hayat pratikleri ile ilişkili her türlü kültürel imalat için tehdit ediciydi, travmatik sonuçlar doğurdu ve toplumsal hafızada çeşitli yaralar açtı.

“Mülteci/sığınmacı” ve “göçmen” olguları ve kavramları için müzakerelerde bulunmak yerine, tüm süreçlere ilişkin sorunların üzerini örten devlet(ler) dili içinde nezaketli bir içeriğe sahip “misafir” metaforunu sorgulamanın gerekliliğini gözler önüne serdi. Fransız vatandaşı, Cezayirli asıllı bir genç kimlik inşa sürecinin belki de en verimli döneminde, belli ki bu iki kimliğin diyalektiğinin dışına çıkamadığı için, “misafir odası”nda(n) intikamını almaya çalıştı.

Böylesi bir gündemde, geçtiğimiz günlerde katıldığımız bir çalıştayın içeriğini paylaşmak anlamlı görünüyor.

Merve Bedir moderatörlüğünde yürütülen “Barınma, Kamp, Kent, Dayanışma: Mimarlar Göçmenler İçin Ne Yapabilir?” atölye çalışması, Tansel Korkmaz küratörlüğünde gerçekleştirilen “Geleceği Düşünmek” temalı IABA 2015 Antalya III. Uluslararası Mimarlık Bienali’nin en travmatik ve eleştirel sorusuydu.

Söz konusu tema ve soru katılımcıları bir masa etrafında toplanıp düşünmeye Bedir’in ifadeleriyle şöyle davet ediyordu:

 “Bugün Türkiye’de yaşayan yaklaşık 2 milyon göçmenden bahsediyoruz. Bazen bir oturma kartına bağlı, çoğunlukla kayıtsız, çalışma izni olmayan, sağlık ve eğitim gibi olanaklara erişimin kısıtlı ve gelişigüzel sağlandığı bir ortamda yaşıyorlar. Bu sempozyum ve atölye çalışması ile Türkiye’de (zorunlu) göç ve mülteciliğin bağlamına yönelik bir bilgi alt yapısı oluşturmak ve şu soruları tartışmak istiyoruz: Türkiye’de geçiciliği destekleyen koşullar nelerdir? Sığınmayı ve göçü nereye kadar acil durum olarak ele alabiliriz? Sınırlar, bariyerler, eşikler nerelerde, nasıl aşılır? Sığınmacıları ve göçmenleri gerçekten misafir olarak mı görüyoruz, peki onlar bizi nasıl görüyor? Bireyleri güçlendirmek ve temsiliyet soruları bizi nereye götürür? Nasıl dayanışırız? Mimarlar ve şehirciler bu konuda ne yapabilir? Barınak, kamp, dayanışma konularını nasıl ele almalı? Bu soruların trans-disipliner olduğunun, tek başına barınak ve/veya acil yardım yaklaşımları ile araştırılamayacağının farkındayız. Bu bakımdan sempozyum ve atölye çalışması hukuk, kültür, sivil toplum ve göç araştırmaları uzmanlarını mimar ve şehircilerle bir araya getirmeyi amaçlıyor.”

Atölye katılımcılarına, Uluslararası Af Örgütü Mülteci Hakları Koordinatörü Volkan Görendağ ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Bertan Tokuzlu konu ile ilgili toplumsal, mekânsal ve hukuksal zeminlere ilişkin bilgi paylaşımında bulundular.

“Geri Gönderme Merkezleri” ve “Misafirhaneler” olarak birbirinden ayrılan ancak devlet(ler)in olanaklarıyla hazırlanan hayatta kalma mücadelesinin tekinsiz mekanları olarak nitelendirilebilecek ortak bir paydaya sahip mimari mekan ihtiyacı, çoğunluğu mimarlardan oluşan ve genel motivasyonu pozitif anlamda “yapmak ve yapabilmek” olan katılımcılarda bir travma yarattı. Travmanın altında yatanlar, dışarıya çıkamamanın, kapatılmanın mekanı olan, hukuki tanımları olmayan ve yetki kargaşasının bulunduğu nezarethane ve cezaevi arası, ortak alanları olmayan, genç, yaşlı, kadın, erkek, çocuk, yetişkin farklılıkları gözetilmeksizin, yataksız, döşeksiz, yerde ve nöbetleşe uyumanın bir pratik haline geldiği mekanların (örneğin, Osmaniye ve Kumkapı Geri Gönderme Merkezleri); ya da ilkine göre ve görece daha iyimser durumların, 10 yıllar içeren misafirliğin, kalıcı geçicilik, “sürekli istisnalık”ın ve gelecek sıkıntısının mekanları (örneğin, El zater Kampı, Lübnan) için mimarların ne yapabileceği sorunsalıydı.

Kentin kamplaştığı, kampın kentleştiği günümüz ortam ve zaman-mekanlarında ve özellikle de metropollerde, ev sahipliği jestinin anlamsızlaştığı gerçeği “Misafirperverlik Sözlüğü” ile yola çıkan Merve Bedir’in ve benzeri çalışmaların, düşünce üretimlerinin çoğaltılması, konuşulması ve yeniden konuşulabilir ve düşünülebilir olması için mimikli, jestli kavramlar yerine koreografik yeni ve yetkin kavramların biz mimarlarca inşa edilmesini, lisans veya yüksek lisans stüdyolarından sempozyum ve kongrelere kadar taşınmasını ve incelenmesini gerekli kılmaktadır. Öyle ki, kent sadece ev sahipliği ve nezaket üzerinden okunamayacak kadar bio-politik ve sosyolojik çoğulluklar üzerine kurulu bir heterotopyalar toplamıdır.

 

Metnin etrafında 24-25 Ekim 2015 tarihlerinde toplanan atölyenin katılımcıları

Tansel Korkmaz (küratör)

Merve Bedir (moderatör)

Bertan Tokuzlu

Volkan Görendağ

Aslıhan Demirtaş

Burak Altınışık

Bülent Batuman

Erdem Erten

Fehmi Doğan

Işıl Uçman Altınışık

Salih Küçüktuna

Sinan Logie

Yaşar Adanalı

 

Kaynaklar:

Betonart, No.43

IABA 2015

Misafirperverlik Sözlüğü

 

 

Yazar

4 Temmuz 1980 Ankara doğumlu. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nde mimarlık lisans (2003), İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde yüksek lisans (2007), Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Tarihi ve Kuramı Programı'nda doktora eğitimini (2012) tamamladı. 2005 yılından beri mimarlık tarihi, kuramı ve mimari tasarım odaklı çalışmalarını akademik alanda sürdürüyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir