Deniz Müzesi ile Karşılaşma(k)

Deniz Müzesi ile Karşılaşma(k)

Teğet Mimarlık Ofisi internet sayfasında Mart 2005 olarak tarihlendirilen Deniz Müzesi’ne ait tasarım yaklaşımını paylaşır. İçinde var olacağı proje alanının kentsel anlamdaki kıymetine vurgu olarak okunabilecek “proje alanı 3 cephelidir” tanımıyla başlayan Deniz Müzesi Projesi ana kurgusu, kent-cephe-program üçlemesi üzerinden bir anlatımla kendi mekansal yatırımını yapar. “Neredeyse görünmez eski tütün deposu tarafı” proje kapsamında servisler için ayrılır. Boğaz tarafı saltanat kayıkları galerisi için; tam aksi yönde trafik erişimi bağlantılı Dolmabahçe Bulvarı cephesi ise müze girişi için ayrılır. Beşiktaş Meydanı tarafı “meydanı kucaklayan Barbaros heykeli etrafında gelişen bir müze programı”na ayrılır. Böylece “girişinden başlayarak, cepheler bir köşesinde mevcut bina dâhil bir sarmal dolaşımı” takip edebilecektir. Denilebilir ki, ana kurgu mekansal yatırımını Deniz Müzesi’nin kentle kuracağı karşılaşma ilişkileri üzerine yapar.

2005’ten 2015’e uzanan süreç, söz konusu tasarrufları yerinde deneyimleyebilmek lehine işlememiş gözüküyor. “Neredeyse görünmez eski tütün deposu tarafı” şu an görünürlüğünün önemi Kadıköy iskelesi aleyhine gelişen Shangri La Bosphorous Oteli tarafına dönüşmüş durumda. Boğaz tarafında “parçalanmış arayüz” olarak nitelendirilen cephe, imgelemi her an suya ineceklermiş gibi kurgulanan, burunları boğaza dönük “Sultan Kayıkları’nın Boğaz’la, Boğaz’ın Sultan Kayıkları’yla buluşacağı”na dair beslenilen mimari heyecanı ve bu imgelemle çelişik bir şekilde “deniz tarafındaysa daha vakur, Boğaz kıyısına yerleşmiş tarihi blokların – Dolmabahçe, Çırağan vs. – dizisini bozmayan bir duruş” beklentisi, sonuç üründe hesap dışı realize olanlarla birlikte bir tür hayal kırıklığına indirgenmiş gözüküyor. Buluşmanın halen ağırlıklı olarak Kadıköy İskelesi popülasyonunun güdümünde olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu anlamda cephe, Kadıköy İskelesi’nin ürettiği kentsel harekete bir arka plan oluşturacak şekilde ve projelendirilenin ötesinde kentin enformel dinamikleri tarafından programlanmış görünüyor.

® Işıl Uçman Altınışık

® Işıl Uçman Altınışık

Boğaz tarafında sürekliliği ile irileşerek algıyı yormaması için bu cephe için öngörülen parçalı kütle artikülasyonu başarılı bir biçimde söz konusu hareketin ritmini kuruyor. Boğaz cephesi için dikkate alınan “yorgunluk” hassasiyeti, ancak İstanbul’a has bir mizah anlayışıyla karşılandığında anlamlı olabilecek bir şekilde ve havuz peyzajına açılan hesapsız kırmızı açil çıkış kapıları eşliğinde şiddetlenerek söz konusu yorgunluk sınırlarında geziniyor.

® Burak Altınışık

® Burak Altınışık

Dolmabahçe Bulvarı ve çarşı cephesi tarafında İstanbul Deniz Müzesi’nin üzerinde inşa edildiği arsanın önemli bir alanını kente bırakma kararı ya da projenin yaptığı temel mekansal yatırımlardan biri olan “caddenin gürültüsüne, karmaşasına” istinaden yapılan “hafifçe sokulabilecekleri bir niş” önerisi ve “geriye çekilme jesti” tam da bu koşullardan ötürü beklenilen ölçüde karşılık bulamamış gözüküyor.

® Işıl Uçman Altınışık

® Işıl Uçman Altınışık

“Beşiktaş Meydanı tarafında küçük yeşil avlu”, Barbaros heykeline kavuşamadan İstanbul Deniz Müzesi’nin kendi iklimlendirme mekanizasyonunun yarattığı gürültüye teslim olmuş durumda.

Bu durumun ardındakiler, öngörülmeyenler ve beklenmeyenler, Deniz Müzesi’ni söz konusu niyet ve öngörülerden daha fazla kentsel alan içinde biçimlendirmiş görünüyor. Buradaki biçimlendirme dinamikleri bir anlamda İstanbullaşmanın da konusunu oluşturduğundan önemlidir. Öyle ki, “Boğaz kıyısında, projesi yarışmayla elde edilmiş çağdaş bir müze yapısı” ve benzeri ifadelerle gündem üretebilen mimari heyecan ve neşe kadar, projede arzu edilenleri kentsel ve mekansal bir sessizliğe dönüştürebilen dinamikler de üzerinde konuşmayı, düşünmeyi, tartışmayı gerekli kılıyor.

® Işıl Uçman Altınışık

® Işıl Uçman Altınışık

Kaynaklar:

Ertuğ Uçar, “İstanbul Deniz Müzesi”, Seramik, Türkiye Seramik Federasyonu, 44, Kasım 2013-Şubat 2014, s.32-39.

http://www.serfed.com/content_files/dergi/44/mimari44.pdf

 Nilay Özlü, “Geç Modern Yaklaşımlar”, Natura, 13, Ocak-Şubat 2014, s.71-81.

http://issuu.com/emedya/docs/natura-13-low

Hülya Ertaş, “Tersaneye Öykünen Müze Binası”, XXI, 127, Mart 2014, s.32-37.

http://issuu.com/xxi_dergi/docs/xxi_mart14

Hüseyin Kahvecioğlu, “Deniz Müzesi Üzerine Bir Değerlendirme”, Serbest Mimar, 14-15, 2014, s.117-119.

http://issuu.com/turksmd/docs/sm_14-15/120

İstanbul Deniz Müzesi, Arkiv

Ertuğ Uçar röportajı

Yazar

4 Temmuz 1980 Ankara doğumlu. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nde mimarlık lisans (2003), İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde yüksek lisans (2007), Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Tarihi ve Kuramı Programı'nda doktora eğitimini (2012) tamamladı. 2005 yılından beri mimarlık tarihi, kuramı ve mimari tasarım odaklı çalışmalarını akademik alanda sürdürüyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir