Beyler Sokağı, Ahmet Eyüce

Beyler Sokağı, Ahmet Eyüce

“Mekan zenginliği yaşam zenginliğidir.”

Heyamola yayınlarından çıkan Ahmet Eyüce’nin Beyler Sokağı, iki Dünya Savaşı’nı geride bırakan 1950’li yılların hayata karşı sergilediği kozmopolit  merakı sokak ölçeğinden izlemek için, döneme ait hayli renkli bir kesit sunuyor. Konuşur gibi bir anlatımla betimlenen zaman, mekan ve insanlar, seçilen tekniğin anı-hayal ve kurguyu harmanlayan olanakları  ve sınırları boyunca resmediliyor:
Hangi sokakta oturanlar evlerinden çıkıp Cumartesi günü yürüyerek gittikleri sinemada on Oscar’lı “Rüzgar Gibi Geçti” isimli filmi izleyip pazar sabahı Makbule Hanım Teyze’nin bahçesinden gelen horoz sesiyle uyanır. Ve uyandıktan sonra yine yürüyerek gittikleri Mili Kütüphane’de aynı filmin alındığı Margaret Mitchell’in Pulitzer Ödüllü romanını karıştırıp merak ettiği bölümlere göz atma lüksü olmuştur. Benim oldu. Beyler Sokağı yaşayanı olarak 1950’li yıllarda oldu.” s.24-25.
Önemli bir not:
Eğitimin önemli bir kısmının sınıf dışındaki ortamlarda yaşanan karşılaşmalardan edinildiğini ağız dolusu söyledi Ahmet Hoca her öğrencisine, her fırsat bulduğunda. Urban-ı Laklakan olarak biz de sınıf dışı bir format olarak düşündüğümüz dile gelme mekanımızın ilk paylaşımında Ahmet Hoca’yı özlemle anıyoruz:
“İzmir Milli Kütüphane, gerek yapı bütünü gerekse ana okuma salonunun mekan özellikleri açısından her gencin eğitim yaşamında görsel ziyafet lezzeti verecek boyutlarıdır. Bu mekanda eğitim henüz kitabın kapağı kaldırılmadan salona girer girmez, ilk görsel karşılaşma başlamaktadır. Yerler çok özel bir tasarımı izleyen ahşap parke; çok yüksek bir tavan; arada bir galeri ya da asma kat; çatı örtüsünün bir kısmı ana salona gün ışığı alabilmek için buzlu cam diyebileceğimiz yarı saydam bir malzemeden: Tavandan sarkan çok şık bir avize. Mekanın genel özelliklerinin yanı sıra tüm mobilyalar, masif ahşap; sandalyelerin bir kısmı maroken deri kaplı; tek kişilik kare masaların üstü camdan… Bu kitabı yazmaya başlamadan önce bir kez daha binayı dolaşmaya ve anı tazelemeye gittim. Girişte kartotekslerin yer aldığı mekana bilgisayarlar yerleştirilmiş, ama kartoteksler de duruyor. Buna çok sevindim. Bir Cumhuriyet dönemi yapısı olan İzmir Milli Kütüphane’nin yapım yılı 1926 Mimar Tahsin Mehmet. Ellerine sağlık. Nitelikli eğitim, nitelikli mekanlarda gerçekleşir. izmir Milli Kütüphane nitelikli mekanları ana kütlesi içinde barındıran bir yapı. İşlevsel eskime neredeyse yok denecek kadar az. Dünyanın sayısız kentinde kütüphane binalarını gezmiş bir mimar olarak bu kütüphanenin tek kusuru üstlendiği ağır yükler karşı fiziksel boyutlarının yetersiz kalması. Bunu genişletmek mümkün değil. Gerekli de değil. Gerekli olan bütün işlevleri barındıran yeni yapılar yapmaktır. Mekansal zenginliği ise ömre bedel. Mekan zenginliği yaşam zenginliğidir.

Yazar

4 Temmuz 1980 Ankara doğumlu. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nde mimarlık lisans (2003), İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde yüksek lisans (2007), Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Tarihi ve Kuramı Programı'nda doktora eğitimini (2012) tamamladı. 2005 yılından beri mimarlık tarihi, kuramı ve mimari tasarım odaklı çalışmalarını akademik alanda sürdürüyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir